Hava Durumu
Döviz Kurları

BirimAlışSatış

Dolar

Euro

Sterlin

Yakup ile Rocky

Yıl 1995. İzmir’de soğuk bir Ocak akşamıydı. Şimdi, İzmir kelimesini okuyanlar, “İzmir mi soğuk?”, diye soracaklar. Evet, o yıl kış soğuk geçmişti. Kar bile yağmıştı. O zamanlar henüz Üniversite’de öğrenciydim. Yalnız yaşıyordum. Akşam eve dönerken, apartman kapısının girişinde, titreyerek bana bakan bir yavru kedi gördüm. Ben ona baktım, o bana baktı.

 

Gözleriyle sanki, “Ben çok üşüdüm. Ne olur beni içeri al. O kadar küçüğüm ki, bana sahip çıkmazsan, bu gece, yeryüzündeki son gecem olabilir.”diyordu.

 

Evde muhabbet kuşu besleyen biri olarak bir an için durdum ve düşündüm. Kedi ve kuş. Tıpkı Sylvester ve Tweety gibi. Sorun olabilirdi, ama bu yavrunun da benden başka tutunacak dalı yoktu. Onu yüzüstü bırakamazdım. O yüzden yere çömeldim ve onu almak için uzandım. Koşarak üzerime atladı ve bana sokuldu. Başıyla beni okşayarak, duyduğu minneti gösteriyordu.

 

İlk iş olarak, ona bir isim taktım. Her nedense, ona Yakup adını verdim. İçimden öyle gelmişti. Evde, önce onu güzelce yıkadım, sonra karnını doyurdum ve ona yatacak yumuşak bir köşe ayarladım. Yavrucak anında uyudu gitti. O kadar küçüktü ki... Olsa olsa 3-4 haftalık falandı.

 

Yavruyu kurtarmıştık ama bizim Rocky ne olacaktı, onu düşünüyordum. Rocky, muhabbet kuşumun adıydı. Çok yaramaz ve hareketli bir kuştu. 2 yıldır benimle birlikte olduğu için, artık evin adamıydı. Kafesinin kapısını hiç kapatmazdım. İstediği gibi girer çıkardı, ama o akşam kafesin kapısını kapadım ve Yakup’un ulaşamayacağı bir yere koydum.

 

Sabah Rocky, Yakup’u görünce önce şaşırdı, sonra çıldırdı. Deliye dönmüş gibi çırpınıyordu. Birden gagasıyla kafesin kapısını açtı ve dışarı çıktı. Odada birkaç tur attıktan sonra, kedinin ulaşamayacağı emniyetli bir yere kondu ve onu gözlemeye başladı. Yakup da uyanmıştı ve merakla, uçan o renkli nesneye bakıyordu. İkisi bir süre bakıştılar ve sonra hiç beklemediğim bir şey oldu. Rocky uçarak Yakup’un yanına kondu. Artık yerde, halının üzerinde, birbirlerine bakan bir kedi ve bir muhabbet kuşu duruyordu. Bir an için kalbim hızla çarpmaya başladı, ama korktuğum olmadı. Rocky, gagasıyla Yakup’a ufak ufak nazik darbeler atarak onu inceliyordu. Yakup da aynı şekilde, patisini nazikçe kaldırarak Rocky’ye dokunuyordu. Birkaç dakika süren bu tanışma faslından sonra iyice haşir neşir olmuşlardı. Artık birbirleriyle oynuyorlardı. Yakup kaçıyor, Rocky de uçmadan, paytak paytak koşarak onu kovalıyordu. Bazen de Rocky kaçıp, Yakup onu kovalıyordu.

 

Sonunda bir kediyle bir kuşun nasıl arkadaş olabileceklerini kendi gözlerimle görmüştüm. Yakup hiçbir zaman Rocky’ye zarar vermedi. İkisi çok iyi anlaştılar. Hatta o kadar iyi ki, birleşip benimle uğraşır oldular. O zamanlar evde tez çevirileri yapıyordum. Amacım, hem fazladan harçlık kazanmak, hem de çeviri deneyimi elde etmekti. Birçok kez, yaptığım çevirilerin Rocky’nin gaga darbeleri sonucu oluşmuş yüzlerce küçük delikle süslendiğini gördüm. Yakup da altta kalır mı? O, kağıtları patileriyle tutup, ağzıyla parçalıyordu. Neyse ki, yaptığım her çevirinin yedeğini diskete kaydediyordum.

 

İşte bu şekilde, bir evde, insan, kedi ve kuştan oluşan üç erkek, yaklaşık 2 yıl boyunca yaşayıp gittik.

 

Bizi terk eden ilk Rocky oldu. Bir gün, açık bir pencereden uzaklara doğru uçtu. Bir daha dönmedi. Tesadüf bu ya, herhalde çok üzülmüş olacak ki, birkaç gün sonra da Yakup, aralık olan daire kapısından süzülüp yok oldu. Belki de çok sevdiği dostu Rocky’yi aramaya çıkmıştı.

 

Kim bilir?