Hava Durumu
Döviz Kurları

BirimAlışSatış

Dolar

Euro

Sterlin

Yaşayamadığım çocukluğum

Yalnızlığı sonuna kadar yaşadım, hissederek,

Her saniyesini, her anını…

Çok iyi bilirim çaresizliği ve ümitsizliği,

“Burası artık son durak!” , dediğimi,

 

Ama hep başardım imkansız olanı.

Bitmesi gerekirken, bitirmedim bitecekleri,

Başladım yeniden, belki de yüzlerce kez.

 

Renkli düşlerin hayaliyle daldım hep uykuya,

Belki oralarda bir yerlerde, bir sıcaklık,

Gökkuşağının bir parçası vardır, diye.

Oysa, onlar da hep siyah beyazdılar,

Soğuktular, en ayaz kış günlerinden bile.

 

Yaşayamadım çocukluğumu, çocuk olamadığım için.

Oynayamadım kardeşlerimle, koklaşamadım,

Diğer çocuklar gibi.

 

Düşüp dizimi yaraladığımda:

“Anne!”, diye ağlayamadım,

Ya da erkek kardeşimi takıp koluma,

Millete kafa tutamadım.

 

Yalnızdım hep.

Gökyüzünden süzülerek düşen bir kar tanesi gibi,

Narin ve korumasız…

 

Diğer mahallenin çocukları beni kovaladıklarında,

Koşup Babama sığınamadım.

Korkuyla dost olmak zorunda kaldım.

Daha da korkunçtu hayat, acımasızdı.

 

Yine de ayakta kaldım hep.

Belki güçlü olduğumdan,

Belki de başka çarem olmadığından.

Geçti yıllar bu şekilde.

 

Ve şimdi;

 

Aç yattığım günleri,

Soğuk yediğim geceleri,

Ayakkabımdaki deliği,

Paçamdaki söküğü,

Cebimde hiç olamayan meteliği,

Yaşadığım o çaresizliği düşünürken,

 

Yazdım,

 

Yaşayamadığım çocukluğumun hikayesini...