102

Yakup ile Rocky

Yil 1995. Izmir’de soguk bir Ocak aksamiydi. Simdi, Izmir kelimesini okuyanlar, “Izmir mi soguk?”, diye soracaklar. Evet, o yil kis soguk geçmisti. Kar bile yagmisti. O zamanlar henüz Üniversite’de ögrenciydim. Yalniz yasiyordum. Aksam eve dönerken, apartman kapisinin girisinde, titreyerek bana bakan bir yavru kedi gördüm. Ben ona baktim, o bana bakti.

 

Gözleriyle sanki, “Ben çok üsüdüm. Ne olur beni içeri al. O kadar küçügüm ki, bana sahip çikmazsan, bu gece, yeryüzündeki son gecem olabilir.”diyordu.

 

Evde muhabbet kusu besleyen biri olarak bir an için durdum ve düsündüm. Kedi ve kus. Tipki Sylvester ve Tweety gibi. Sorun olabilirdi, ama bu yavrunun da benden baska tutunacak dali yoktu. Onu yüzüstü birakamazdim. O yüzden yere çömeldim ve onu almak için uzandim. Kosarak üzerime atladi ve bana sokuldu. Basiyla beni oksayarak, duydugu minneti gösteriyordu.

 

Ilk is olarak, ona bir isim taktim. Her nedense, ona Yakup adini verdim. Içimden öyle gelmisti. Evde, önce onu güzelce yikadim, sonra karnini doyurdum ve ona yatacak yumusak bir köse ayarladim. Yavrucak aninda uyudu gitti. O kadar küçüktü ki... Olsa olsa 3-4 haftalik falandi.

 

Yavruyu kurtarmistik ama bizim Rocky ne olacakti, onu düsünüyordum. Rocky, muhabbet kusumun adiydi. Çok yaramaz ve hareketli bir kustu. 2 yildir benimle birlikte oldugu için, artik evin adamiydi. Kafesinin kapisini hiç kapatmazdim. Istedigi gibi girer çikardi, ama o aksam kafesin kapisini kapadim ve Yakup’un ulasamayacagi bir yere koydum.

 

Sabah Rocky, Yakup’u görünce önce sasirdi, sonra çildirdi. Deliye dönmüs gibi çirpiniyordu. Birden gagasiyla kafesin kapisini açti ve disari çikti. Odada birkaç tur attiktan sonra, kedinin ulasamayacagi emniyetli bir yere kondu ve onu gözlemeye basladi. Yakup da uyanmisti ve merakla, uçan o renkli nesneye bakiyordu. Ikisi bir süre bakistilar ve sonra hiç beklemedigim bir sey oldu. Rocky uçarak Yakup’un yanina kondu. Artik yerde, halinin üzerinde, birbirlerine bakan bir kedi ve bir muhabbet kusu duruyordu. Bir an için kalbim hizla çarpmaya basladi, ama korktugum olmadi. Rocky, gagasiyla Yakup’a ufak ufak nazik darbeler atarak onu inceliyordu. Yakup da ayni sekilde, patisini nazikçe kaldirarak Rocky’ye dokunuyordu. Birkaç dakika süren bu tanisma faslindan sonra iyice hasir nesir olmuslardi. Artik birbirleriyle oynuyorlardi. Yakup kaçiyor, Rocky de uçmadan, paytak paytak kosarak onu kovaliyordu. Bazen de Rocky kaçip, Yakup onu kovaliyordu.

 

Sonunda bir kediyle bir kusun nasil arkadas olabileceklerini kendi gözlerimle görmüstüm. Yakup hiçbir zaman Rocky’ye zarar vermedi. Ikisi çok iyi anlastilar. Hatta o kadar iyi ki, birlesip benimle ugrasir oldular. O zamanlar evde tez çevirileri yapiyordum. Amacim, hem fazladan harçlik kazanmak, hem de çeviri deneyimi elde etmekti. Birçok kez, yaptigim çevirilerin Rocky’nin gaga darbeleri sonucu olusmus yüzlerce küçük delikle süslendigini gördüm. Yakup da altta kalir mi? O, kagitlari patileriyle tutup, agziyla parçaliyordu. Neyse ki, yaptigim her çevirinin yedegini diskete kaydediyordum.

 

Iste bu sekilde, bir evde, insan, kedi ve kustan olusan üç erkek, yaklasik 2 yil boyunca yasayip gittik.

 

Bizi terk eden ilk Rocky oldu. Bir gün, açik bir pencereden uzaklara dogru uçtu. Bir daha dönmedi. Tesadüf bu ya, herhalde çok üzülmüs olacak ki, birkaç gün sonra da Yakup, aralik olan daire kapisindan süzülüp yok oldu. Belki de çok sevdigi dostu Rocky’yi aramaya çikmisti.

 

Kim bilir?