102

Insan olmak

70 yildir ayni sirkette çalisiyorum. Insanlarin aslinda 65 yasinda emekli olmalari gerekirdi. Bir zamanlar böyleydi. Ama tip alaninda katedilen mesafeler insan ömrünü oldukça uzatti. Sadece tip degil, fen bilimleri ve diger alanlarda da çok gelismeler oldu.

 

Ben 100 yasindayim. Eskiden çok nadir görülen bir durumdu bu, oysa simdilerde 100 yasinda olmak, siradan bir olay. Insanlar daha uzun yasamaya basladiklarindan beri, çogalmayi da kisitlamak zorunda kaldilar. Bu kadar uzun yasayinca, çok çocuk yapmak isten bile degildi. Kimse kolay kolay ölüp, yerini yeni gelenlere birakmayinca, Dünya’da yasamak için alan kalmayacakti. Zaten insan gücüne olan ihtiyaç ta azalmisti. Bizim fabrikada çalisanlarin ancak yüzde otuzu insan. Kalani ya klonlardan, ya da robotlardan olusuyor.

 

Onlari insanlardan ayirt etmek neredeyse imkansiz. Tabii ki robotlarin deri yapilari biraz daha farkli, ama bunu anlamak için onlari yakindan incelemek lazim.

 

Robotlar, hukuki olarak insanlarla esit haklara sahiptirler. Ancak, bunun için, bir takim zeka ve genel kültür testlerinden geçmis olmalari gerekiyor.

 

Klonlardaki durum daha farkli. Onlar insanlarla dogrudan esittirler. Insan ile klonu birbirinden ayirmak imkansiz. Zamanla, insan ve klon evlilikleriyle, iki tür birbiriyle iyice karismaya basladi. Halen, ikisinden dogan türü insan mi, yoksa klon olarak mi adlandirmali, buna karar verilemedi. Zaman içerisinde belli olacaktir bu. Eger insan ortalama ömrünü açik arayla geçerlerse, klon sinifina dahil edilecekler.

 

50 yil önce, karim öldügünden beri, ki o zamanlar bilim henüz bu kadar ilerlememisti, hem robotlarla, hem de klonlarla yakin iliskiler kurdum. Çalistigim sirketteki olumlu deneyimlerimin çok faydasi oldu. En yakin arkadaslarim, Robi isminde bir robot, ki önceden ona R89 derlerdi ve Jakobi isimli bir klon. Helikopter ve  uzay gemisi üretiyoruz. Molalarda, Robi ve Jakobi’yle dinlenme salonunda bulusuyoruz. Çalisanlar, buralarda bir seyler içip dinleniyorlar. 2 saatte bir 20 dakika sürüyor bu aralar. Çünkü, bilimsel arastirmalar sonucunda, çalisanin is yerindeki psikolojik ve sosyal durumunun, is verimi üzerinde büyük bir etkiye sahip oldugu kesin olarak tespit edilmisti. Bu molalar, hem zihinsel, hem de fiziksel rahatlamalara imkan veriyor, çalisanlar arasinda iliskiler kurulmasini sagliyordu. Bunun, sonucunda, verimlilik ve üretkenlik artiyordu. Bu da ülke ekonomisine olumlu bir sekilde yansiyordu.

 

Çalisanlarin sadece yüzde otuzunun insan oldugu bir yerde, sosyal iletisim nasil olur diye sormayin. Insanlarla klonlar arasinda zaten bir fark yok. R tipi robotlarin gelistirilmesiyle, robotlarda da insani bir zeka kesfedildi. Bir tür yapay zeka. O yüzden, artik programlanmalarina gerek kalmadi. Insan gibi düsünüp, hissedebiliyorlar. Hatta bunu daha yogun bir biçimde yapabiliyorlar. Robotlar, seri numaralariyla anilmak istemedikleri için, kendilerine isimler verdiler. Bos vakitlerinde kitap okuyor, televizyon seyrediyor, hatta spor bile yapiyorlar. Robi, bundan 5 yil önce, arkadasligimizin basladigi zamanlarda, benden yüzlerce kitap ödünç almisti. Bunlari okuyup, hafizasina yerlestirdi. Aksamlari, bir yerlere bir seyler içmeye gittigimizde, bizimle gelir, sohbetlerimizde, okudugu kitaplardan, konuyla ilgili pasajlar aktarirdi. Robotlar yiyip içmezlerdi. Pilleri zayifladiginda bir piriz bulmalari yeterliydi. Fislerini takip, karinlarini doyururlardi.

 

Biz insanlar, ölümden sonraki hayata inaniriz. Klonlar da bizim gibi hissederler, ama  kendilerini daha üst sinif insan olarak görürler. Çünkü klonlama sirasinda, genetik yapilariyla oynanip, kusurlu ve eksik yanlari yok edilir, onlari daha üstün bir yaratik haline dönüstürecek genleri ön plana çikartilirdi. Nietzsche’nin deyisiyle, bir çesit üstün insandilar. Jakobi’yle, arada bir felsefe yapar, ölümden sonraki hayatimizda da bulusmayi kararlastirirdik. Böyle zamanlarda Robi çok üzülürdü. Yeryüzünde elektrik oldugu sürece onlarin yok olmasi mümkün degildi, ama buna ragmen, belki gelecekte bir zamanda, metal vücutlarinin et ve kemige dönüsebilecegi umudunu tasiyorlardi. O zaman insanlar gibi çogalabileceklerdi.

 

“Robi.” , derdim. “Sen sonsuza kadar yasayacaksin. O yüzden ölümden sonraki hayati düsünmene gerek yok.”

 

Robi, bir sürü insan arkadasi oldugunu ve onlar öldükten sonra geride tek basina kalmak istemedigini söylerdi. Robot tanimindan da hiç hoslanmazdi. Kendini, metal ve kablolardan olusan bir insan olarak görürdü. Bir insanin sahip oldugu her türlü duyu ve zekaya sahipti.

 

Robotlarin insan sevgisi bazen o kadar büyük oluyordu ki, bakim evine gitmesinler diye, yasli insanlari yanlarina aliyorlardi.

 

Artik, insan ve robot arasinda yasanan asklara da rastliyoruz, ama bir araya gelebilmeleri için belki de daha yüzyillar geçmeliydi. Bu noktada klonlar çok daha avantajliydilar.

 

Hayat, eskiden bilim-kurgu filmlerinde gösterildigi gibi degil. Robotlar, programlarindaki virüs yüzünden çildirip insanlara saldirmiyorlar. Klonlar, orijinallerinin yerini alip, dünyayi ele geçirmeye çalismiyorlar.

 

Insan, klon ve robottan olusan üç irk, insan gibi yasiyoruz...