102

Terk edilis

Yil 1983. Ham meyve gibi kopardilar beni dalimdan. Karsi koyacak gücüm yoktu. Atildim çorak topraklara. Sadece çorak olsalar iyiydi, yabanciydilar da. Tanimadigim, bilmedigim diyarlara. Dilini bile çok iyi konusamadigim bir dünyaya. Hiç unutamadim, yalnizligi arkadas olarak seçmek zorunda kaldigim o günü. 

O ana dek yeryüzündeki her seyim olan ailemi tasiyan siyah tavanli sari Opel Record, arkasinda bir toz bulutu birakarak, yüz metre sonra sola döndü ve dik yokusu inmek üzere gözden kayboldu. Daha sonralari, keske o gün köseye kadar yürüseydim de, aracin yokusu inisini de izleseydim, diye hayiflandigim çok oldu, ama ne yazik ki tarih çoktan yazilmisti ve yasanan artik geri döndürülemezdi. Henüz hiçbir seyin farkinda degildim. Tek hatirladigim, bogazimin dügümlendigi ve nefes alamadigimdi. Bogulacak gibi hissediyordum. Girtlagim yaniyordu. Kalbim sikismisti. Sanki gizli bir el onu kavramis ve olanca gücüyle bastiriyordu. Bir süre öylece donup kaldim. 

Öglen vaktiydi, ama sanki her tarafa karanlik çökmüs gibiydi. Etrafima bakindim. Tanidik bir yüz aradim, bilindik evler, agaçlar, toprak, ama hiçbiri yoktu. Hepsi de bana yabanciydi. Tek basina kalmistim. Sokak bostu. Rüzgarin sesi bile farkliydi. Bunun bir kabus oldugunu ve gözlerimi kapatip tekrar açtigimda, evimdeki yatagimda uyanacagimi düsündüm, olmadi. Yasananlar gerçekti. Inanmak, kabul etmek istemiyordum, fakat bu benim yeni ve yalniz hayatimin ilk anlariydi. Hiçbir sey filmlerdeki gibi degildi ve olmayacakti da. Çocuklugumu benden alip giden o sari araba geri dönmeyecekti. Bu, yalnizca, sonu mutlu biten filmlerde olurdu. Oysa ben, uzun sürecek olan bir dramin basrol oyuncusu olmustum. 

Yavas adimlarla yolun sonuna kadar yürüdüm ve sola dogru inen yokusun basinda durdum. Ne kadar bekledim orada, hatirlamiyorum. Zaman durmustu sanki. Dünya yine kendi halinde dönmeye devam ediyor, yasanmasi gerekenler yasaniyordu. Okyanusta kum tanesi gibiydim. Siradan, önemsiz, küçük. Hayat, bana en büyük oyununu oynamisti. Neden hala bekledigimi de anlamiyordum. Hiçbir sey degismeyecekti, ama bunu kendime itiraf etmekten korkuyordum. Itiraf etmek, kabullenmek demekti. Oysa ben inkar etmek istiyordum. Haykirmak istiyordum dünyaya. “Böyle olmamaliydi!”, demek istiyordum. Olamazdi. Kurallara aykiriydi bu. Ufacik bir çocuk, nasil terk edilebilirdi? Eline bir bavul tutusturulup, “Artik sen burada yasayacaksin.”, diyerek, ardina bile bakmadan, gidilemezdi. Bu adil degildi. Kime anlatabilirdim derdimi? Kimse yoktu. Koca bir senaryonun içerisindeki tek bir ünlem isareti gibiydim. Tüm duygulari içinde barindiran, küçücük bir haykiris. 

Yanaklarimin islandigini hissettim. Gözyaslariydi bunlar. Çaresizligimin disa vurumu. Önce sessizce hiçkirirken, sonra titreyerek aglamaya basladim. Agladikça bogazim yaniyordu. Bu kez çok farkliydi. Daha önceleri de aglamistim, ama bogazim yanmamisti, kalbim sikismamisti, nefesim daralmamisti, içimde bir bosluk olusmamisti. 

Çok agladim. Sustugumda, bir agacin dibinde yaslanmis buldum kendimi. Gökyüzüne baktim. Günes batmak üzereydi. Bulutlara daldim. Çok uzaklarda, bilinmeyen bir yöne dogru süzülüyorlardi. Hayal kurdum. Bir bulut oldum. Yeryüzünü izliyordum. Daglarin arasindan, agaçlarin içinden geçen yolu gördüm. Onu takip ettim. Sari araba oradaydi. Hizla ilerliyordu. Bir yolcusunun eksik oldugunu biliyor muydu acaba? Alçaldim, kendimi göstermek istedim, ama birden büyük bir çatirti sesiyle irkildim. Bir üst sokaktaki caminin minaresinden geliyordu bu ses. Müezzin hoparlörü açmisti. Ezan okumaya basladi. Tuhaf olmustum. Hiç bu kadar yakindan dinlememistim ezan sesini. Kulaklarimi diktim ve sonuna kadar bekledim. Bu ezan, tüm gerçeklerin altini çizmisti. Geldigim yerde çan sesleri yankilanirdi. Artik baska bir ülkedeydim ve bundan sonraki hayatimi tek kisilik planlamak zorundaydim. 

Ayaga kalktim. Son bir kez, yola baktim. Kurtulusa giden yoldu bu, ama benim için degil. Kaderim çizilmisti. Terk edilmistim. Sirtima yüklenmis, tasiyamayacagim büyüklükte bir yükle kalakalmistim. 

Iste o gün, çocukluk çagim benim için bitmisti. Bir anda, ufacik bir yetiskine dönüsmüstüm. 

Sari araba mi?

 

O bir daha geri dönmedi…